Randevu Telefon : 0328 813 50 10
Osmaniye Özel İbn-i Sina Hastanesi

Prostat Hastalıkları

PROSTAT HASTALIKLARI

Prostat nedir?

Prostat erkek üreme sisteminin bir parçası olup, salgı görevi olan bez yapısında bir organdır.Kestane büyüklüğündedir. Meninin içine verdiği özel bazı maddelerle meninin sıvılaşması ve spermin canlanmasını sağlar. Genç erkeklerde ortalama 18-20 gram ölçülen prostat bezi, 40 yaşlarına kadar bu boyutta kalır, bu yaşlardan itibaren büyümeye başlar.

Prostat büyümesi prostatın en sık görülen rahatsızlığıdır! 50 yaş üzeri erkeklerin %50’sinde, 70 yaş üzeri erkeklerin %70’inde prostat büyümesine bağlı yakınmalar izlenmektedir.

prostat hastalıkları kısaca 3 'e ayrılabilir

  1. Prostat iltihabı (prostatit)
  2. İyi Huylu Prostat Büyümesi
  3. Prostat Kanseridir

PROSTATİT-PROSTAT İLTİHABI

Daha çok genç erkeklerde görülen bir hastalıktır.

Akut ve kronik enfeksiyonlara bakteriler neden olurlar, bu nedenle de antibiyotiklerle tedavi edilmeleri gerekir. Bu bakteriler prostata enfekte idrar ile veya kalın barsaktan gelebilir. Prostat iltihabı bulaşıcı bir hastalık değildir. Yani partnerinize geçmez.


Prostat enfeksiyonu olasılığını arttıran risk faktörleri nelerdir?
1. Kişiye tıbbi nedenle sonda takılması

  1. İdrar yolunun anormal bir yapıya sahip olması
    3. Yakın zamanda idrar yolu iltihabı geçirmek
    4. Kabızlık 

    Prostatitte kişilerin ne gibi yakınmaları olur?
    Şikayetler prostatitin tipine göre değişiklik gösterse de genelde görülen şikayetler şunlardır: Ateş-titreme(Akut Prostatitte), sık idrara gitme, idrar yaparken yanma ve zorluk, geceleri sık idrara gitme, akıntı, kasıklarda ve anal bölgeye doğru yayılan ağrı, boşalma sonrası ağrı.

    Prostatit teşhisi nasıl konulur? 
    Hastalığın tanısında ilk basamak detaylı bir öykünün alınmasıdır. Yakınmaların değerlendirilmesi ile çoğu kez tanıyı koymak mümkün olabilmektedir.Basit bir idrar tahlili istenerek idrar değerlendirilir.

    Genellikle bu aşamada prostatit tanısını koymak mümkün olabilmektedir. Bazı özel durumlarda rektal yolla prostat masajı yapmak ve idrar yolundan gelen sıvının tetkiki gerekebilir. Ayrıca bu masaj öncesi ve sonrasında ayrı ayrı idrar örnekleri alınarak da tetkik yapılması söz konusu olabilir. 

    Prostatit cinsel temas ile geçer mi? 
    Hayır. Prostatit cinsel temas ile bulaşan bir hastalık değildir. Ancak hastalığın akut tipinde idrar yolu (Üretra) enfeksiyonu da (Üretrit) prostatite eşlik ediyorsa, bu durumda eşinize bulaşma söz konusu olabilir. Bu durumda doktorunuz sizi uyaracaktır.

    Prostatit nasıl tedavi edilir?
    Prostatit tedavisinde son dönemlerde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya konulan 4 temel tedavi prensibinin uygulanması önerilmektedir : 

    1.     İltihabın tedavisi 
    2.     İdrar zorluğunun giderilmesi
    3.     Spazmın giderilmesi
    4.     Stresin giderilmesi 

    1. Antibiyotik tedavisi
    İltihaba bağlı prostatitlerde uzun süreli antibiyotik tedavisi uygulanır. Hasta kısa süreli antibiyotik tedavisinden ilk zamanlarda fayda görür ancak yakınmaları antibiyotiğin kesilmesi ile yeniden başlar. Bu nedenle akut ya da kronik mikrobik prostatitte antibiyotik tedavisinin 2-4 hafta devam ettirilmesi önem taşır.

    2. Alfa reseptör blokörleri
    Prostatın yol açtığı tıkanıklıkta prostat bezi yapısında yoğun olarak bulunan düz kas hücrelerinin de rol oynadığı bilinmektedir. Bu ilaçların etkisi bu düz kas hücreleri üzerine olmaktadır. Etkilerinin kısa sürede ortaya çıkması ve kullanıldığı sure içerisinde faydalı olduklarından antibiyotik tedavisinin yanında gerekli görülen hallerde kullanılabilir. Genellikle 3-6 ay sure ile kullanılması önerilir. Günümüzde en çok kullanılan 4 farklı grup ilaç bulunmaktadır. Etkinlikleri farklı değildir. Bu ilaçların yan etkileri (Baş dönmesi, meni miktarında azalma, halsizlik vb ) farklıdır. Hastaya en uygun tedaviye bu yan etkiler göz önünde bulundurularak karar verilir.

    3. Spazmın giderilmesi
    Özellikle kronik prostatitli hastalarda hastaların genital bölgeye uygulanan sıcaktan fayda gördükleri bilinmektedir. Genital sıcak uygulaması amacı ile sıcak oturma banyosu ya da sıcak termofor uygulamaları, muhtemelen pelvik bölge kaslarında da gevşeme yaratarak etkili olmaktadır.

    4. Stresin giderilmesi
    Mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, özellikle kronik prostatitin kişinin hayatında yaşadığı stresli olaylar karşısında alevlendiği gözlemlenmektedir. Bu nedenle hastanın psikolojik desteğe de ihtiyacı olmaktadır. Özellikle Kronik Pelvik Ağrı Sendromunda tedavi bazen mümkün olmamakta, bu durumda yaşam kalitesinin arttırılmaya çalışılması ve şikayetlere yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Bu hastalarda hastaya özellikle yakınmaların artmasına neden olabilecek faktörlerden korunma ile ilgili bilgi verilmektedir.


    BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ(BPH) 
    Prostat bezinde oluşan iyi huylu büyümeyi tariflemektedir. Prostatın büyümesini sağlayan en önemli iki factor: yaş ve erkeklik hormonudur. Her erkekte yaşlanmakla ve hormonların etkisi ile prostat bezinde bu iyi huylu büyüme olmaktadır. öyle ki bu büyümenin otopsi çalışmalarında 50'li yaşlarda %50 iken, 90'lı yaşlarda neredeyse %100'e varmakta olduğu gösterilmiştir. Çeşitli epidemiyolojik çalışmalarda da 60 yaş üstü erkeklerde %65 oranında üriner yakınmalar görülmektedir. 80 yaşına kadar her üç erkekten birisinde, BPH için cerrahi tedavinin uygulandığı bildirilmektedir. Gerçekten de prostat ameliyatı tüm dünyada katarakt operasyonundan sonra yapılan en sık ikinci ameliyattır.

 

 

Prostat neden büyür?

Bunun yanıtı tam olarak bilinmemektedir. Ancak, yaşla birlikte erkeklerdeki testosteron ve östrojen hormon düzeylerindeki değişikliklerin bu durumda rol oynayabileceği düşünülmektedir. Ailesinde prostat büyümesine bağlı ameliyat geçirenlerde, prostat büyümesi görülme sıklığı 4 kat artmakta, daha erken yaşta (60 yaş ve öncesinde) ortaya çıkmakta ve daha büyük boyutlara ulaşmaktadır.

Büyüyen prostat ne gibi bozukluklara yol açar?

Prostat anatomik yapısı ve komşuluğu itibariyle idrar akışını doğrudan etkileyebilmektedir. Büyüyen prostat, idrar akımını zorlaştırmakta ve hastalarda idrar yaparken zorlanma, tam idrar yapamama, gece sık idrara çıkma, idrar yapıp rahatlayamama, yeniden idrar yapma hissi, idrar yapmaya başlamada zorlanma, kesik kesik yapma ve idrar kaçırma gibi birtakım yakınmalara yol açar. Bazen idrarda kanama, sık idrar yolu enfeksiyonu, tam tıkanma, idrar kesesinde taş oluşumu ve böbrek fonksiyonunda bozulmalara yol açarak yaşamı tehdit edici durumlara yol açabilir.

 

Bu tip yakınmaları olan kişilerde BPH teşhisi nasıl konur?
Bu durumda öncelikle şikayetlerinizin şiddeti anlamaya çalışılacak, bu şikayetlerin başta prostat büyümesinin yol açtığı bir tıkanıklığa bağlı olup olmadığını saptanacaktır. En önemli hususlardan birisi de ileride önemi ve nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılmış olan, aynı yaş grubunda görülen ve tamamen farklı bir hastalık olan prostat kanserinin tarama testleri yapılacaktır. 

Şikayetlerinizin şiddetini derecelendirmek için hekim bazı sorular sorar. Fizik muayene ve makattan yapılan prostat muayenesi sonrası gerekli gördüğü durumlarda ileri tetkikler yapılarak kesin tanı konulur.

BPH tanısında kullanılan tetkikler nelerdir?
Bu tetkikler idrar tahlili, idrar kültürü, idrar akım hızının ölçülmesi ve işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarının ölçülmesi, böbrek fonksiyonlarının (serum kreatinin ve üre düzeylerinin) tespiti, ultrasonografi (böbrek-mesane ve prostat) olabilir. Bunlar arasında idrar akım hızı ölçümü çok önemli bilgiler verebilmektedir.

 

Tedavisi mümkün mü?

Bugün gelinen noktada, prostat büyümesinin kesin olarak tedavisi mümkündür. Hastalığın başlangıç aşamasında çoğunlukla ilaç tedavileri yeterli olmaktadır ancak prostat hacmi belli büyüklüğe ulaşmış ve ciddi yakınmaları olanlarda, vakit kaybetmeden ameliyat seçeneği ele alınmalıdır.



BPH nasıl tedavi edilir?
Şikayetlerin prostata bağlı tıkanıklık sonucu oluştuğunun saptanması durumunda size çeşitli tedavi alternatifleri sunulacaktır. Bu tedavileri genel olarak medikal (ilaç) ve cerrahi tedaviler olmak üzere gruplandırmak mümkündür.

Medikal tedaviler olarak da iki ana grupta ilaçlar bulunmaktadır:
Alfa redüktaz inhibitörleri:Avodart proscar Bu ilaçlar prostat bezinde bulunan bir enzim üzerine etki etmektedir ve prostatta ortalama %30 oranında küçülme sağlayabilmektedirler. Ancak klinik çalışmalarda etkinliğinin hem geç olarak ortaya çıktığı, hem de başarısının (hastanın şikayetlerinde azalma ve idrar akım hızında artma) istenilen düzeyde olmadığı gösterilmiştir. 50 gramdan büyük prostatlarda kullanımının daha avantajlı olduğu bilinmektedir. Öte yandan düşük oranda da olsa impotans(iktidarsızlık) gibi yan etkileri söz konusu olmaktadır. Ayrıca ileride açıklanacak olan PSA değerinde de %50 oranında düşme yaptığından bu ilaçları kullanan hastalarda prostat kanseri erken tanısı sırasında dikkatli olunmalıdır.

Alfa reseptör blokörleri:Xatral Flomax Cardura Urorec  Prostatın yol açtığı tıkanıklıkta prostat bezi yapısında yoğun olarak bulunan düz kas hücrelerinin de rol oynadığı bilinmektedir. Bu ilaçların etkisi bu düz kas hücreleri üzerine olmaktadır. Etkilerinin kısa sürede ortaya çıkması, küçük prostatlarda daha başarılı olması önemli noktalardır. Ancak klinik başarıları yüksek değildir ve kullanıldıkları sure içerisinde faydalı olurlar.Kesildikleri zaman şikayetler tedavi öncesi ile aynıdır. Günümüzde en çok kullanılan 4 farklı grup ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların etkinlikleri farklı değildir. Bu ilaçların yan etkileri (Baş dönmesi, meni miktarında azalma, halsizlik vb ) farklıdır. Hastaya en uygun tedaviye bu yan etkiler göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. herhangi bir yan etki görülmeyen hastalarda bu ilaçlar yıllarca güvenle kullanılabilir. Sadece katarak ameliyatı geçirecek hastaların bu gruptaki ilaçları ameliyat öncesinde kesmeleri gerekir. Bu nedenle böyle bir ilacı kullandığınızı Göz doktorunuza mutlaka bildiriniz.

BPH'da Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedaviler bilinen en etkin tedavi yöntemleri olarak yerlerini korumaktadırlar. Henüz hiç bir medikal tedavi ile cerrahiye eş değer sonuçlar elde edilebilmiş değildir.

1)TUR-Prostatektomi
Özellikle hem yüksek klinik başarısı, hem de yaygın olarak yapılabilmesi, kapalı bir yöntem olması ve tecrübeli ellerde çok düşük komplikasyon oranlarına sahip olması nedenleriyle idrar borusu içerisinden özel aletlerle prostatta tıkanıklığa yol açan kesimlerin çok küçük parçalar halinde çıkartılması olarak tarif edebileceğimiz transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P) (Kapalı prostat ameliyatı) "altın standart" tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir . Bugün tecrübeli ellerde TUR-P ile hastaların çoğunluğu ameliyat edilebilmekte ve açık prostat ameliyatı çok büyük prostatlarda olmak kaydıyla nadir olarak gerekli olmaktadır.

TUR-Prostatektominin avantajları:
Uzun dönemde en etkili tedavi yöntemidir
Patolojik inceleme için doku elde edilir


Son yıllarda Green light lazer denilen yöntemin oldukça çok reklamı yapılmaktadır. Oysa ki bu yöntem ile prostat dokusu kesilerek dışarı alınamamaktadır. Green light lazer ile prostata bir enerji verilerek, prostat dokusunun büzüşmesi amaçlanmaktadır. Bu tedaviden sonra prostat büyümesi birkaç yılda nüksetmektedir. Yurtdışında bu yöntem derin ve uzun anestezi alamayacak ağır kalp damar vb rahatsızlıkları olanlara uygulanmaktadır.Ayrıca bu yöntemin hastaya maliyeti çok yüksektir.

2) Lazerle prostat ameliyatı
Günümüzde Greenlight ile prostat operasyonları gerçekleştirilmektedir.

Greenlight Lazer Yöntemi
Lazer ışınlarının endoskopik yoldan prostata iletilmesiyle, büyümüş olan prostat dokusunun buharlaşmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Bu lazer dalgasını bu kadar özel yapan ise kanda absorbe olmasıdır. Hücre düzeyinde hızlı emiliminden dolayı, büyümüş olan prostat dokusunu buharlaştırır ve prostatın etrafını saran ince alanı (1-2 mm derinliğinde) kanamayı engelleyerek onarır. Bu hastalarda da mesane sondası 24 saat süreyle kalmaktadır. Ancak bu yöntemde prostat kanseri araştırmasında önemli olan patolojik inceleme için doku elde edilmez. Ayrıca operasyon süresi kapalı prostat ameliyatına göre çok uzundur. 50 gramdan büyük prostatlarda kullanılması anestezi süresinin uzaması nedeni ile önerilmemektedir.

Greenlight operasyonunun sağladığı avantajlar:
Kapalı prostat ameliyatında Aspirin gibi kan sulandırıcıları kullanan hastaların ameliyattan önce bu ilaçları kesmeleri gerekir. Greenlight lazer cihazı ile prostatın buharlaştırılması işleminde bu tip ilaçların kesilmesine gerek yoktur


Ancak henüz hiçbir yöntem (lazer ameliyatları dahil) TUR-prostatektomi üzerinde başarı sağlayamamıştır. Sonuç olarak cerrahi tedavi bilinen en başarılı tedavi yöntemi olarak yerini korumaktadır. Amaç hastalığın komplikasyonları gelişmeden tedaviye başlanmasıdır. BPH tedavi edilmediği zaman tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, idrar yapamama, idrarda kanama ve en önemlisi de böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durumlarda medikal (ilaç) tedavi başarı sağlamamakta, cerrahi tedavi tek seçenek olarak kalmaktadır.

Önemli olan nokta bu ameliyatlarda sadece büyüyen dokuların alındığı, örneğin hastanın prostat kanseri riskinin değişmediği ve prostat kanseri taraması için yıllık takibinin devam etmesi gerektiğinin önerildiği unutulmamalıdır.
Cerrahi tedavide en iyi yöntem hangisi?

Prostat büyümesinin cerrahi tedavisinde gelişen teknolojiyle birlikte, bugün için birçok farklı yöntem tanımlanmıştır. Dünyada bugün prostat büyümelerinin cerrahi tedavisinde %95 kapalı ameliyat olarak tanımlanan teknikler uygulanmaktadır. En sık kullanılan yöntem, idrar yolundan girilerek prostatın endoskopik olarak kazınması; yani TUR-prostatektomi yöntemidir. Son dönemde uygulamaya giren Greenlight lazer yöntemi, kanama kontrolü sağlaması nedeniyle normal yolla ameliyat olamayacak hastalarda, kanama bozukluğu olan olgularda (kalp hastaları, damar hastalıkları ya da inme hastaları) uygulanabilmektedir. Ancak çok yüksek maliyeti vardır.


Sonuç olarak cerrahi tedavi hali hazırda en önemli tedavi yöntemi olarak yerini korumaktadır. Amaç hastalığın komplikasyonları gelişmeden tedavi seçeneğinin sunulmasıdır. BPH tedavi edilmediği zaman tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, hiç idrar yapamama, idrarda kanama ve en önemlisi de böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durumlarda medikal tedavinin yeri olmadığı kabul edilmekte, cerrahi tedavi tek seçenek olarak kalmaktadır. Ancak bu aşamadan sonra geri dönüş tam olmayabilir. Öte yandan mevcut şikayetlerin çok uzun zaman süreci içerisinde yavaş yavaş geliştiği ve hastalar tarafından yaşlılığın doğal bir seyri olarak kanıksanabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla komplikasyonlar gelişmeden tedavi sağlayabilmek amacıyla söz edilen yakınmaları olanların veya belirli bir yaş üzerinde (40-50 yaş) olan her erkeğin zaten prostat kanseri taraması da önerildiğinden bir üroloji uzmanına başvurması uygun olarak düşünülebilir.
 


PROSTAT KANSERi 
BPH ile tek benzerliğinin aynı yaş grubunda olduğu kabul edildiği tamamen farklı bir hastalıktır. Prostatta malign (kötü karakterde) büyümeyi tanımlamaktadır. Kanser hücrelerinin en önemli özelliği vücutta başka organlara yayılıp orada da çoğalabilme yeteneklerine sahip olmalarıdır. Dolayısıyla bir çok kanserde asıl amaç hastalık organa sınırlı iken tanı koymak ve böylece kesin tedavi imkanı sağlamaktır. Prostat kanseri için de aynı durum söz konusudur. Öncelikle artık prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser haline gelmiştir. Kanser ölümlerinde de ikinci sırada yer almaktadır. Nitekim A.B.D.'de yılda 360.000'den fazla prostat kanseri tanısı konmakta ve 44.000'den fazla ölüm meydana gelmektedir. Günümüzde kesin tedavi imkanı sadece hastalık organa sınırlı iken sağlanabilmektedir.

Hastalığa ait özel bir şikayet yoktur. Genelde aynı yaş grubunda olması sebebiyle BPH'da görülen yakınmalar söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra ileri evre hastalarda kemik ağrısı gibi yakınmalar ilk başvuru sebebi olabilir. Ancak amaç hastalığın hiç bir belirti ortada yokken erken tanısı olduğundan prostat kanseri için tarama yapılması gündemdedir. AUA (Amerikan Üroloji Birliği) 50 yaş üzeri her erkekte yılda bir, ailesinde prostat kanseri olan kişilerde ise 40 yaştan itibaren prostat kanseri taraması yapılmasını önermektedir.

Prostat kanseri tanısı nasıl konulur?
Prostat kanseri taramasında bugün için 3 metod kullanılmaktadır:

1.Parmakla rektal yoldan prostat muayenesi
2.Rektal yolla prostat ultrasonografisi (TRUS)
3.Prostat spesifik antijen (PSA)

Parmakla rektal yoldan prostat muayenesi ile hekim sadece prostatın büyüklüğü konusunda fikir sahibi olmamakta, aynı zamanda özellikle sert bir alan hissedilmesi prostat kanseri şüphesini uyandırmaktadır. Tüm dünyada sadece rektal muayene bulgusu şüpheli olanalarda bile prostat biyosisi gerekli görülmektedir.

Rektal yolla prostat ultrasonografisi (TRUS) ile prostatın anatomik özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konabilmektedir. Prostat büüyüklüğü saptanabilmektedir. TRUS'un en önemli lullanımı prostat biyopsisi sırasında olmaktadır. Öte yandan TRUS'da saptanan sahalardan ek biyopsi alınması da önerilmektedir.

Prostat spesifik antijen (PSA) ise prostat kanseri taramasında en önemli parametridir. PSA, prostat hücrelerinden salgılanan ve meninin akışkanlığını sağlayan bir maddedir. Belirli bir oranda seruma da karışmaktadır. Hastadan alınan serum örneğinde yüksek bulunması biyopsi ihtiyacını doğurmaktadır. Öte yandan BPH, prostatitler ve üretral (idrar borusu) girişimler de PSA'da yüksekliğe yol açabilir. Son yıllarda PSA'nın bir alt grubu olan serbest PSA'nın da ölçülmesi tavsiye edilmektedir. Serbest PSA'nın total PSA'ya oranı ne kadar düşükse o oranda kanser olasılığının arttığı bilinmektedir. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan hastalarda takip edilmesi gereken yıllık Total PSA artışıdır. Artış hızı önemli olduğundan
Total PSA testinin her yıl aynı laboratuarda yapılması önemlidir. Yıllık PSA artış hızı 0.5ng/ml olan kişilerin doktora başvurması gerekir.

Bu aşamadan sonra PSA ve/veya parmakla rektal muayene bulgusu anormal olanlarda TRUS eşliğinde prostat biyopsisi gerekmektedir. Bu biyopsi işlemi hastaneye yatırılmadan kolayca yapılabilmektedir. Biyopsi sonucu kanser saptanmayan hastaların takibi önerilirken, biyopsi sonucu prostat kanseri tespit edilenlerde hastalığın evresini değerlendirmek için ileri tetkikler gereklidir. Bunlar hekimin gerekli görmesi halinde akciğer grafisi, kemik sintigrafisi, batın tomografisi gibi hastalığın yayılıp yayılmadığını araştıran görüntüleme metodlarıdır.

Bu aşamadan sonra hastaya evresine göre uygun tedavi alternatifleri sunulmaktadır.

Genç hastalarda (yayılmamış) hastalıkta artık tüm dünyada cerrahi tedavi ilk seçenek olarak sunulmaktadır.
 Radikal prostatektomi adı verilen bu ameliyatla hastaya kesin tedavi şansı verilmektedir. Bu ameliyat BPH'daki ameliyatlardan tamamen farklı olup, prostatın tümünün meni keseleriyle birlikte çıkartılması ve idrar yolunun yeniden oluşturulması işlemidir. Tecrübeli merkezlerde son derece düşük komplikasyon oranlarına sahiptir.Bu operasyon son zamanlarda laparaskopik yada robot yardımı ile de yapılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemli avantajı kanama riski, idrar kaçırma riski ve ereksiyon ile ilgili yan etkiler açık operasyona gore daha az olmasıdır, dezavantajı ise kanserli hücrelerin vücutta kalma ihtimali ve maliyetleri açık cerrahiye gore fazladır.

Lokal hastalıkta diğer bir tedavi alternatifi de özellikle yaşlı, çeşitli ciddi dahili hastalıkları olan ya da lokal olarak çevre dokulara yayılmış hastalarda ön planda düşünülen radyoterapidir (şua tedavisi). Bunun da yan etkiler açısından teknik donanıma sahip deneyimli merkezlerde yapılması gereklidir.

Son zamanlarda yine lokal hastalıkta, prostat içine çeşitli radyoaktif elemanlar konularak uygulanan ve brakiterapi adı verilen bir tedavi seçeneği gündeme gelmiştir. Prostatı 50 gramın altındaki hastalarda kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde ameliyathane şartlarında anestezi altında yaklaşık 80-100 adet radyoaktif çekirdek prostatta belirli bölgelere yerleştirilir.


Cryoterapi adı verilen prostat dokusunun dondurulması esasına dayanan diğer alternatif bir yöntem son yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Yan etkileri, maliyeti ve uzun dönemde etkinliği bilinmediğinden açık operasyona tercih edilmemektedir.

İleri evre (yayılmış) hastalıkta ise tedavi hormonaldir. Prostat hücreleri testosteron hormonuna (erkeklik hormonu) hassastır. Bu hormon, ilaçlarla (depo iğneler) ya da lokal anestezi altında basit bir cerrahi ile testislerin iç kısmı alınarak ortadan kaldırıldığında hastalıkta gerileme olmaktadır. Bu tedaviye rağmen hastalık ilerler ve hormon bağımsız hale gelirse çeşitli kemoterapatik ajanların kullanımı söz konusu olmaktadır

 

Osmaniye Özel İbn-i Sina Hastanesi 2017(C) Tüm Hakları Saklıdır.

İletişim Bilgileri

Adres: Musa Şahin Bulvarı.No:2  MERKEZ / OSMANİYE

Telefon: 0(328) 813 50 10

Telefon : 0 (328) 812 50 10

Fax: +90(328) 812 45 81

E-Posta: info@ibnisinahastanesi.com.tr